erdem ulus - çarşı sözlük

erdem ulus

bugün uğrayan?
kimler var?

  1. yazısını okurken tüylerinizi diken diken eden yazardır. *

    ---------------alıntı---------------
    ulan ne kötü bir rüya gördük dün gece yine, sabaha karşı bir uyandık ki pijama atlet kan ter içinde.
    sanki bir gece de 10 yıl yaşlanmışız. neremiz açık kaldıysa karabasanlar basmış anamızı ağlatmış.
    neyse ki bir şekilde uyanmışım, fırlayıp yataktan etrafa bakınmışım, her şey yerli yerinde duruyor.
    yanımda karım, yan oda da ada,küçük kızım.
    adını, ada koyarken ilk ve son harfini isyankar yazdığım.
    tüm gece yatakta meleklerle oynadığından olsa gerek uykusunda gülüyor ada’m. bir de mis gibi kokuyor.
    birazdan kalkar; ilk işi tam karşısında duran Çarşı posterine bakıp alen’i bile kıskandıracak güzellikte ki üçlüsü ile güne başlar, gözlerinde çapaklar.
    bende sesi duyar duymaz zıplayarak dalarım odaya, sonra ‘pınar başından burma burma’ diye başlarız yeni sabaha.
    dün gece nasıl sevdiyse beşiktaş’ı sabah yine o aşk ile uyanıyor.
    onun beşiktaş’tan anladığı sadece babasını mutlu etmekti bu sabaha kadar.
    ama bu sabah nedense bana sanki başka bir şeyler de öğretiyor.
    17 aylık mazisi ile babasına beşiktaşlılık taslıyor.
    dün ondan habersiz yaşananlara hiç aldırmıyor. tüm bu olumsuzluklara inat, inadına beşiktaş diyor.
    zorla kolumdan tutarak posterin karşına geçiyoruz sonra.
    teker teker futbolcuları gösterip ilk 11’i saydırıyor bana. sıkıyorsa sayma, bir tırnak var kartal pençesi maazallah.
    henüz konuşamasa da çok şey anlatıyor bu sabah.
    perşembe günü dinamo kiev, pazar günü de fenerbahçe maçı var, hadi artık yüzümüzü yıkama vakti geldi diyor sanki.
    Şu mahmurluğu bırakıp kendimize gelelim artık, bayram mendili kadar temiz bir sayfa açalım.
    geçmişten dersler çıkarıp geleceğe bakalım. her iyi gidişin sonu olduğu gibi, her kötü gidişinde bir sonu olduğunu anımsayalım.
    dün gece çok karanlıktı ama şimdi yine sabah oldu, her şey yerli yerinde işte.
    kızım bir şeyler anlatıyor kızgınlığım dağılıyor.
    küçük ada’m, beni beşiktaş’la barıştırdı bu sabah.
    bu adam da, size yazıyor bu akşam.
    hadi kalkın ayağa.
    Çıkın zindandan yürüyün aydınlığa.
    bugün siyahsa,
    yarın da beyaz ulan.


    erdem ulus

    ---------------alıntı---------------
    [ozgurap34, 16.2.2011 19:01]
  2. [cihan1903, 30.5.2011 23:52]
  3. alayına gider kart adlı projesi ve yazısıyla takdiri hak eden beşiktaş`lıdır...

    Şu kombine meselesine taktık bir kere. sürekli eleştirmekten sıkılıp, çözüm üretmek istedik bu kez de.
    hiç kafa ütülemeden, kombineler de indirim değil, ayrıcalıklı kombine fikrimi sunuyorum size.
    İlklerin takımı beşiktaş’tan bir ilk daha…
    futbol takımı için kombine alan herkese amatör branşlar hediye!
    tek bir karttan bahsediyorum size. bu kartı alan herkes basketbol dahi, tüm amatör branşları izleyebilecek böylece.
    bu kartı alan, “alayına gider işte”
    hemen celallenmeyin. Önce bir dinleyip, süzgecinizden geçirin. sadece futbol takımını izlemek için 32 bin kişilik koltuktan, 5 bin civarı kombine satabilmişken sadece! sizin tabirinizle “müşterilerinize”?
    nba yıldızlarının da bulunduğu basketbol takımı için sadece 200 tane.
    diğer branşlara hiç girmiyorum bile. onları izletmek için “Üzerine para vereceksiniz" neredeyse!
    yukarıdaki paragrafta ayrıcalıktan bahsettim size ama ayrıcalık falanda yok aslında işin içinde.
    bizimkisi biraz “akıl oyunları” işte.
    “kandırın bizi” diyorum size! yalanda olsa ayrıcalıklı olduğumuzu hissettirin bize!
    “burası beşiktaş alayına gider” diyorduk ya hani tribünde?
    bir tek kombineyle “alayına gidelim” bu branşların işte!
    futbol’ da 5 bin civarı kombine, basketbol’ da ise 200 tane satabilmişken sadece!
    futbol için açık tribünden kombine alan salonun pota arkasına.
    kapalı kombinesi alan, salon da protokol karşısına,
    numaralıdan alan da bench arkalarına.
    kısaca tek bir kombine kartla İnönü’den akatlara, oradan süleyman seba’ya.
    hani hep sızlanıp durduk ya “kombineler pahalı” diye?
    aslında paradır, pul dur, hepsi hikaye.
    sıcak bir dokunuş, bir kıvılcım bekliyoruz işte.
    tek bir adım istiyoruz sizden. tek aşk, tek yürek ve tek bir kart…
    o zaman belki deriz ki, yönetim bizim için bir adım attı.
    bizde gereğini yaparız ve gider alırız...
    [cihan1903, 6.10.2011 16:18]
  4. 30 ekim 2011 beşiktaş sivasspor maçı ardından yine ve yeniden "selam sana carlos hoca" diyerekten gözardı edilenleri ortaya çıkaran yazar.

    -----
    maç öncesinde beşiktaş yedek kulübesinin hemen yanında tayfur havutcu’yu gördüğümde çok şaşırdım.
    tayfur hoca dediysem, kendisi değil tabi ki maketi.
    beşiktaş yönetimi yine kendi aklınca jest yapmış, sözde ihmal ediliyor diye yazılan tayfur hoca’ya sahip çıkmış?
    tayfur havutcu’nun gerçek ebatlarda bir maketi, aynı canlı gibi, ne yalan söyleyeyim irkildim.
    tamam tayfur hoca’ya inancım her beşiktaşlı gibi tam. bu takımın gerçek hocası da o, kabul ama bu kadarı biraz fazla.
    her kötü sonucun ardından yerle bir edilen ve bu takımın teknik direktörü olarak kabul edilmeyen, dışlanan, her fırsatta ezilen bir insan var hemen o maketin yanında. o da, carlos hoca!
    karşıdan baktığınızda hangisi canlı hangisi maket anlaşılmıyor aslında.
    yanına yaklaştığınızda hangisi bu takımın başında hangisi tutuklu o da çok belli değil bana kalırsa.
    tayfur havutcu, serdal adalı, ahmet ateş. birinin diğerinden farkı mı var yoksa? tayfur beşiktaş’ın çocuğu da diğerleri üvey evlat mı oluyor bu durumda?
    ya serdal adalı? onun maketi nereye asılacak statda? sahi ahmet ateş nerede duruyordu maçlarda?
    o vakit şeref tribününe de bir serdal adalı heykeli koysaydınız ya?
    tayfur hoca’nın maketini kulübeye dikenler carvalhal’i görmezden geldiler. o ses çıkarmıyor. hatta yanında durup poz veriyor. ama yüzü gülmüyor.
    carvalhal her şeyi aşmış bir hoca kompleksleri, ihtirasları yok. aslına bakarsanız kaybedecek de bir şeyi de yok.
    hocalığı bir tarafa, o bu dünya da yaşanabilecek her türlü acıyı yüreğine gömmüş bir baba.
    İki evladını bir trafik kazasında kaybetmiş.
    bir oğlu olay yerinde ölürken diğeri hastanede kollarının arasında can vermiş. canı çok acımış, nasır bağlamış. bir ara her şey den vaz geçmeyi istemiş ama pes etmemiş. Ölmenin kolay olduğu bir zamanda yeniden doğmayı seçmiş. İki çocuğunun acısını yüreğine gömüp beşiktaş’a gelmiş ve bu anlattığım hikayeyi de takımla yaptığı ilk toplantıda futbolcularına kendisi anlatıp yardım istemiş. bana yeniden yaşama şansı verin. ben buraya ölmeyi reddederek geldim.
    beni üzen, o yokmuş gibi davranmak, her başarısızlıkta acımasız eleştiriler yapıp en ufak başarıda başkasının adını haykırmak.
    sahi sen kimsin carvalhal? neden geldin istanbul’a? burası senin yeniden doğacağın yer değil anlayamadın mı hala?
    mağlup bitirilen bir maçın ikinci yarısında rüştü’nün de takım arkadaşlarına seni göstererek isyan ettiği gibi. “Şu adamın hırsının yarısı bizde olsa kazanılmadık kupa kalmaz ortalıkta!”
    senin yeniden var olma savaşı verdiğin bu takımda, yürümekten aciz yıldızlarla gökyüzüne uzanamazsın hoca!
    senin yaşam mücadelesi olarak gördüğün bu takımda ruhunu teslim etmiş futbolcular olursa, yeniden doğmak imkansız bu topraklarda.
    hani bir sabah metrise gidip tayfur hoca’ya anlattın ya “bu takım senin takımın, başarılı olursam bu senin başarın ama başaramazsam tüm suçlu ben olacağım”
    kendi tabirinle İkinci hayatında, ikinci bir şansın olmayacak bu takımda. adın, yangın da en son kurtarılacakların arasında.
    unutma sen bu takımın emanetçisisin. var ile yok arasında.
    beşiktaş’ta ki geleceğini bilmem ama bundan sonra ki hayatında yüzün her golden sonra ki gibi gülsün.
    sonuç ne olursa olsun, sen emanetine asla ihanet etmedin.
    ve tüm bunları kazandığın bir maç sonrası bilmeni istedim.
    sen belki çocuklarını kaybettin ama şimdiden beşiktaş`ın çocuğu olmayı hakkettin.
    selam sana carlos hoca. tüm kaybettiklerin adına...

    -----
    [retadsua, 31.10.2011 00:18]




çarşı sözlük
ÇarşıSözlük.com 2010 (c)

Çarşı Sözlük birkaç kişi tarafından düşünülmüş bağımsız bir fikir platformudur. Bu sitedeki yazılan yazılar herhangi bir ön denetimden geçmeksizin yayımlanmaktadır ve doğruluğu garanti edilememektedir. Bu yazılardan sadece yazarları sorumludur. ÇarşıSözlük bu yazıların doğruluğu hakkında herhangi bir teminat vermekle yükümlü değildir.

Yönetimle İletiseyim